Antik İnsanlar "Mavi" Rengi Görmüyor muydu?
Gökyüzüne baktığınızda ne görüyorsunuz? Mavi. Denize baktığınızda? Yine mavi.
Peki ya size insanlık tarihinin büyük bir bölümünde "mavi" diye bir kavramın var olmadığını, antik metinlerde gökyüzünün "bronz", denizin ise "koyu şarap renginde" tarif edildiğini söylesem?
Bu bir göz bozukluğu değil; insan zihninin, algısının ve dilinin büyüleyici bir oyunuydu.
Homeros ve "Şarap Rengindeki" Deniz
yüzyılda, ileride İngiltere Başbakanı olacak olan araştırmacı William Gladstone, Homeros'un ünlü Odysseia ve İlyada destanlarını incelerken garip bir detay fark etti.
Homeros; siyahı yüzlerce kez, kırmızıyı ve sarıyı onlarca kez anıyor, ancak mavi kelimesini tek bir kez bile kullanmıyordu. Antik Yunan edebiyatında deniz için "şarap karanlığında", gökyüzü içinse "bronz" veya "demir" benzetmeleri yapılıyordu.
Araştırmacılar önce bunun Homeros'un kişisel bir tasviri olduğunu düşündü. Ancak antik Çin, İbranice, Hint ve İzlanda metinleri incelendiğinde aynı gerçekle karşılaşıldı: Hiçbir antik dilde "mavi" sözcüğü yoktu.
Maviden yazılı olarak bahseden ilk antik uygarlık ise Mısırlılar oldu. Nedeni ise oldukça basitti: Doğada yapay olarak elde edilmesi en zor renk olan mavi pigmentini (Lapis Lazuli benzeri sentetik boyayı) üretebilen tek uygarlık onlardı. Üretebildikleri için adını koymuşlardı.
Dilde Adı Olmayan Şey Görülebilir mi?
Bu durum bilim insanlarını dev bir soruyla baş başa bıraktı: İnsanlar maviyi gerçekten göremiyor muydu, yoksa görsel olarak ayırt etseler de adlandıramıyorlar mıydı?
"Dilimin sınırları, dünyamın sınırlarıdır." — Ludwig Wittgenstein
Namibya'daki Himba kabilesi üzerinde yapılan modern bir eksper bu soruya çarpıcı bir yanıt veriyor:
Himba dilinde yeşilin tonları için onlarca farklı kelime bulunurken, "mavi" için ayrı bir kelime yok.
Araştırmacılar kabile üyelerine 11 tanesi yeşil, 1 tanesi açık mavi olan 12 daire gösterdiğinde; yerliler yeşillerin arasındaki mavi daireyi ayırt etmekte belirgin şekilde zorlandı.
Ancak dillerinde karşılığı olan iki farklı yeşil tonunu, batılı bir insanın asla fark edemeyeceği bir hızda şıp diye buldular.
Gerçekliği Algılama Biçimimiz: Sapir-Whorf Hipotezi
Dilbilimdeki Sapir-Whorf Hipotezi, konuştuğumuz dilin dünyayı algılama biçimimizi doğrudan şekillendirdiğini savunur.
Eğer beyniniz bir kavrama isim vermediyse, onu görsel bir "arka plan gürültüsü" olarak kodlama eğilimindedir. Antik insanlar gökyüzüne elbette bakıyordu; ancak oradaki tonu gökyüzünün veya atmosferin kendi "renksiz/parlak" durumu olarak görüyor, ona bağımsız bir renk kimliği atamıyordu.
Bir İpucu Daha: Rusların Mavileri
Daha fazla kanıt istersen, benim favorilerimden biri şu. Rusçada mavi için iki ayrı temel kelime var: açık mavi için goluboy, koyu mavi için siniy. Yapılan çalışmalar, Rusça konuşanların açık ve koyu mavi tonlarını ayırt etmede, ikisi için tek kelime kullanan İngilizce konuşanlardan biraz daha hızlı olduğunu gösterdi.
Çok büyük bir fark değil ama gerçek bir fark. Dil, dikkatimizi küçük de olsa bir yöne itiyor gibi.
Yani Dil Gerçekliği Şekillendiriyor mu?
Bu fikre Sapir-Whorf hipotezi deniyor. Güçlü sürümü, dilin düşünme biçimimizi belirlediğini söylüyor. Bugün çoğu araştırmacı buna katılmıyor. Doğru olsaydı, dilinde karşılığı olmayan hiçbir şeyi düşünemezdin.
Ama zayıf, yumuşak sürümün sağlam destekleri var: Sahip olduğumuz kelimeler neyi fark ettiğimizi, neyi hatırladığımızı ve ne kadar hızlı tepki verdiğimizi etkiliyor. Beynin bir şeye etiket verdiğinde onu net bir kategoriye koyuyor. Vermediğinde o şey arka plana karışabiliyor, bir süre sonra duymaz olduğun bir uğultu gibi.
Antik insanlar da bizimle aynı gökyüzüne bakıyordu. Sadece onu bizim yaptığımız gibi ayrı, özel bir renk olarak ayırmıyorlardı.
Çevremizdeki Gizli Görünmezler
Bugün renk skalasındaki binbir farklı tona isim veriyoruz. Ancak bu antik hikaye bize unutulmaması gereken bir şey fısıldıyor:
Bugün yanı başımızda duran, günlük hayatımızda hissettiğimiz ama dilde henüz karşılığı veya adı olmadığı için fark edemediğimiz kaç farklı gerçeklik var?
Belki de dünyamız, sadece ona verdiğimiz isimler kadar genişliyordur.

Yorumlar
Yorum Gönder