🏛️ Eski İnsanlar Bize Göre Çok mu Akıllıydı, Yoksa Biz mi Çok Hazıra Alıştık?
Geçenlerde harita uygulamasını açıp navigasyonun gösterdiği yoldan giderken bir an durdum ve düşündüm:
"Ben şu an 10 dakika uzaklıktaki fırına gidiyorum ve kaybolmamak için telefonuma güveniyorum..."
Sonra aklıma binlerce yıl öncesinin insanları geldi. Adamlar ne harita biliyor ne GPS. Çölün ortasındalar, etrafta ne bir tabela var ne de yol gösteren biri. Kafayı bir kaldırıyorlar gökyüzüne, iki yıldıza bakıp "Hah, tam şu tarafa gidiyoruz" deyip kıtalar arası yolculuk yapıyorlar!
İster istemez insan soruyor: Eski insanlar inanılmaz zeki genius'lar mıydı, yoksa biz modern hayatın konforu yüzünden beynimizin pratik zeka lobunu rafa mı kaldırdık?
Gel biraz dertleşelim!
1. Yıldızları GPS Yapmak vs. Navigasyona Rağmen Yanlış Sokağa Girmek 🧭
Bugün bir yere giderken navigasyon "Sağdan girin" demese çoğumuz gideceğimiz yeri teğet geçeriz. MÖ 2000’deki bir denizciyi düşünün:
Harita yok,
Pusula bile henüz yaygın değil,
Gece denizdesin, etraf zifiri karanlık.
Adam sadece rüzgarın geliş yönünden, suyun sıcaklığından ve gece tepesinde duran Kutup Yıldızı'nın açısından nerede olduğunu nokta atışı anlıyordu. Biz ise bugün evimizin arka sokağında sipariş getiren kuryeye adresi tarif ederken "BİM'in yanındaki boşluktan dön" demek dışında yön tarifi yapamıyoruz!
2. Buzdolabı Yokken Yemeği Saklamak vs. Kullanma Tarihi Geçti Diye Yoğurdu Atmak 🧀
Bizim bugün gıdayla imtihanımız çok basit: Buzdolabının kapağını aç, içine koy, kapağı kapat.
Eski insanlar ne yapıyordu?
"Bu eti nasıl çürütmeyiz?" deyip tuzlama, kurutma, tütsüleme teknikleri geliştirdiler.
Mağaraların altındaki o doğal serinliği keşfedip tarihin ilk soğuk hava depolarını kurdular.
Sütten peynir, yoğurt yapmayı akıl edip gıdanın ömrünü aylarca uzattılar.
Yani adamlar tam anlamıyla birer mühendis gibi düşünüp çözümler üretiyordu. Biz ne yapıyoruz? Buzdolabında tarihi iki gün geçmiş yoğurda bakıp "Acaba zehirler mi?" diye tedirgin oluyoruz!
3. Taşlarla Harikalar Yapmak vs. Mobilya Montajında Ağlamak 🔨
Göbeklitepe’yi, Mısır Piramitlerini ya da İnka kenti Machu Picchu’yu gezen herkesin ortak şaşkınlığı şudur: "İnternet ve elektrik yokken bu devasa taşları milimetrik olarak nasıl birleştirdiler?"
Adamlar matematiği, geometriyi ve fiziği tamamen doğayı gözlemleyerek çözmüşlerdi. Suyun terazisini, kaldıracın gücünü, güneşin açısını öyle bir hesaplıyorlardı ki yaptıkları binalar binlerce yıldır depremlere meydan okuyor.
Biz ise İsveç markası hazır bir kitaplık aldığımızda, içinden çıkan 4 tane vidayı doğru yere takabilmek için iki saat kurulum kılavuzuna bakıp en son "Bu parça eksik çıkmış!" diye sitem ediyoruz.
💡 Kısa Bir Aydınlanma
Aslında eski insanların bizden daha fazla nöronu veya devasa bir beyni yoktu. İnsan beyninin kapasitesi aynı.
Aradaki tek fark şu: Onların hayatta kalmak için akıllarını çalıştırmaktan başka çareleri yoktu.
Biz ise teknolojinin rahatlığına o kadar alıştık ki, beyin "Tasarruf Modu"na geçti. Yani aslında aptallaşmadık, sadece biraz tembelleştik!
Sen ne dersin? Seni MÖ 1000 yılına ışınlasalar hayatta kalacak pratik zekaya sahip misin, yoksa "Beni geri götürün, burada internet çekmiyor" diyenlerden mi olurdun?

Yorumlar
Yorum Gönder