Tezgahın Öteki Tarafı: Bir Barmenden İnsan Psikolojisine Dair İpuçları
Şimdi dürüst olalım; bir bar tezgahının arkasında birkaç sezon geçirdiysen insan psikolojisini anlamak için kütüphaneler dolusu kitap okumana pek gerek kalmıyor. Orası öyle acayip bir sahne ki; ilk iki kadehten sonra maskeler düşüyor, ego sıfırlanıyor, içeride ne kadar dert, heves ya da gariplik varsa pat diye ortaya dökülüyor.
3 yıl boyunca o barın arkasında kaç bin kişi gördüm sayısını ben bile unuttum. Ama bildiğim bir şey var: Kimse oraya sadece "Susamıştım, bir şeyler içeyim" diye gelmiyor. Biri günün stresini gömmeye gelir, biri fark edilmek ister, biri de dert anlatacak bedava dinleyici arar.
Yıllarca o tezgahın arkasında "Görünmez Adam" gibi takılıp kaptığım en net insan ipuçlarını vereyim, günlük hayatta lazımdır belki:
1. Sandalyedeki Duruş: "Kral mı Geldi, Yorgun Savaşçı mı?"
Bir müşteri bar sandalyesine oturduğu ilk 5 saniyede bütün haritasını açar. Adam gelip sandalyeye yayılıyor, omuzları düşürüp şöyle bir "Oh be!" çekiyorsa bil ki günün bütün yükünü kapıda bırakmış. Muhabbete de açıktır, kafasını dinlemeye de.
Ama böyle kasıntı oturan, gözleriyle mekanı tarayıp "Galiba buranın en havalısı benim" havasında takılan tipler genelde ya çok gergindir ya da onaylanmak istiyordur. İletişimde ilk kural: Adamın kasılma seviyesi, sana ne kadar dürüst olacağının aynasıdır.
2. Kriz Anları: Alkol Yükseldiğinde Zaten Mantık Tatile Çıkar
Gecenin bir yarısı ortamın gerildiği, birilerinin "Sen benim kim olduğumu biliyor musun?" moduna geçmeye ramak kaldığı anlar illa olur. O an adama kural anlatmaya kalkarsan, yangına körükle gitmiş olursun.
Benim taktik basitti: Müşterinin beklentisini ters yüz etmek. Adam kavga veya sertlik beklerken hemen bir ikram çıkarırdım ya da "Hocam hava sıcak bastı sanırım, isterseniz önce bir havuza girip serinleyin, sonra muhabbete devam ederiz" derdim. Adam "Havuz mu?" diye kalır, neye sinirlendiğini unutur, bir anda yelkenleri suya indirirdi. Kriz anında kural yazma, adamın kafasını karıştır!
3. "Sana Özel Yapıyorum" İllüzyonu
Bizim barda kokteyl rezervasyonu yaptıran, sırf muhabbet için gelen çok insan vardı. İşin sırrı bardaktaki içkide değil, adama hissettirdiğin şeydeydi.
İçkiyi arkada gizli gizli yapıp önüne uzatmazdım. Tam gözünün önünde hazırlardım, bir de araya gırgır katıp sorardım: "İçine seni ne rahatlatacaksa onu atayım, acı mı olsun, tatlı mı?" Adam daha ne içeceğine kendisi karar verince, o içki sadece menüden bir şey olmaktan çıkıp onun eseri oluyordu. Karşındakine karar hakkı verdiğin an, sana bağlanır.
4. Herkesin Gizli Muhtaçlığı: Dinlenilmek
Dışarıdan ne kadar havalı, ne kadar "ulaşılmaz" durursa dursun; o bara oturan her insan günün sonunda dinlenilmek istiyor. Barmenliğin %20'si içki hazırlamaksa, %80'i doğru zamanda "Eee, daha başka?" deyip çeneni tutmaktır. Doğru soruyu sorup geri çekildiğinde, insanların anlatacağı şeylere sen bile şaşırırsın.
Özetle
Barmenlik bana şunu çok net öğretti: İnsanın cüzdanı, unvanı ya da havası ne olursa olsun; herkes samimiyet ve biraz kafa dengi insan arıyor. İster bir işte çalış ister kendi dijital markanı yarat; insanlara "Seninle birlikte yapıyoruz" hissini verdiğin sürece masadan hep kazanan olarak kalkarsın.

Yorumlar
Yorum Gönder