"Radyosuz, İnternetsiz Bir Dünyada Çılgınlık Nasıl Yayılıyordu? Dans Salgını (1518)"
1518 yılının sıcak bir Temmuz gününde, Fransa’nın Strasbourg kentinde bir kadın aniden sokağa fırladı. Adı Frau Troffea’ydı. Müzik yoktu, kutlanacak bir şey yoktu ama o durmadan, kontrolsüzce dans etmeye başladı.
Önce etraftakiler ne olduğunu anlamadı. Biri fıkra anlattı sandı, diğeri kadının delirdiğini düşündü. Ama asıl garip olan şuydu: Birkaç gün içinde 30 kişi, bir ay içinde ise yaklaşık 400 insan ona katıldı.
Radyo yok, televizyon yok, sosyal medya ya da internet zaten yok... Peki, müziksiz bir sokakta başlayan bu çılgınlık koca bir şehre nasıl bir virüs gibi yayıldı?
Ayakları Kanayana Kadar Dans Eden İnsanlar
Bu olay bir bayram ya da eğlence değildi. İnsanlar canları pahasına dans ediyordu. Yemeden, içmeden, uyumadan... Ayakları kan içinde kalıyor, kaburga kemikleri sızıyor ama duramıyorlardı. Hatta ne yazık ki birçoğu kalp krizinden, inmeden veya aşırı yorgunluktan hayatını kaybetti.
Dönemin şehir yetkilileri ne yaptı dersiniz? "İçlerindeki kötü kanı dışarı atsınlar" diye şehre müzisyenler çağırdı, sahne kurdu! Yani ateşe benzinle gittiler. Müzik çalındıkça olay daha da kontrolden çıktı.
Peki, Neden Oldu Bu?
Tarihçiler ve bilim insanları yıllarca bu olayı çözmeye çalıştı. İki ana teori öne çıkıyor:
Çavdar Mahşeri (Ergot Zehirlenmesi): Tarlalardaki çavdarlara bulaşan bir mantar türü (LSD'nin hammaddesine benzeyen bir kimyasal) insanların halüsinasyon görmesine ve kasılmalar yaşamasına neden olmuş olabilir. Ancak bu teori tek başına yetersiz kalıyor; çünkü zehirlenen insanlar günlerce organize şekilde ritmik hareketler yapamazdı.
Toplu Histeri (Kitle Psikoz): En güçlü ihtimal bu. 1518 yılı Strasbourg için tam bir felaket yılıydı. Kıtlık, salgın hastalıklar, aşırı sıcaklar ve dini baskı insanları çıldırma noktasına getirmişti. Zihinler o kadar büyük bir çaresizlik ve stres altındaydı ki, tek bir kadının kıvılcımıyla bütün bir toplum subconscious (bilinçaltı) bir kaçışa teslim oldu. Beyin, yaşadığı devasa baskıdan kurtulmak için çareyi vücudu tamamen kapatıp dans etmekte buldu.
Zihnin Karanlık Odaları
İnternetin olmadığı bir çağda bilginin değil, duygunun ve korkunun ne kadar hızlı yayılabildiğini gösteren en ürkütücü örneklerden biridir Dans Salgını. İnsan zihni çaresiz kaldığında, etrafındaki çaresizliği kopyalamaya inanılmaz yatkındır.
Bugün sosyal medyada bir trendin saatler içinde milyonlara ulaşmasına şaşırıyoruz ya; meğer insanlık 500 yıl önce, hiçbir iletişim aracı yokken bile kitlesel deliliklerde birbirini takip edebiliyormuş.
Sen ne düşünüyorsun; çaresizlik insan zihnine gerçekten böylesine garip oyunlar oynatabilir mi, yoksa o sokaklarda bizim henüz çözemediğimiz başka bir sır mı vardı?
İnsan zihninin çaresizlik ve korku anında nasıl kitlesel bir deliliğe teslim olabildiğini Dans Salgını'nda gördük. Peki, binlerce yıl önce atalarımızın benzer bir karanlık atmosferde inşa ettiği o gizemli yapıya ne demeli? Tarihin en eski gizemine farklı bir gözle bakmak isterseniz:

Yorumlar
Yorum Gönder