Arama Geçmişin Yalan Söylemez: Yapay Zekâ Bizi Çözdü mü?
Geçen gün kendi kendime düşünürken yakaladım kendimi: "Acaba beni benden daha iyi tanıyan biri var mı bu hayatta?" Anne babamız, en yakın arkadaşımız ya da hayat arkadaşımız... Tam duygusal bir yere bağlayıp romantikleşecekken aklıma birden ekranın arkasında sessizce bekleyen o şey geldi: Yapay zekâ.
Şaka bir yana, hiç düşündün mü bunu? Sabaha karşı saat 3'te "Ağaçlar uyur mu?" diye arama yaptığını kaç kişi biliyor? Ya da eski sevgilinin profilinde gezinirken yanlışlıkla beş yıl önceki fotoğrafını beğenmemek için soğuk terler döktüğünü? Yapay zekâ biliyor. Üstelik yargılamıyor da! "Bu saatte bu ne saçma soru" demiyor, "Sen hâlâ orada mısın dostum?" diye dalga geçmiyor. Efendi gibi cevabını veriyor.
İşin garip tarafı, biz kendimize bile dürüst olamadığımız anlarda algoritmalar bizi tıkır tıkır çözüyor. Mesela sen her pazartesi "Bu hafta kesinlikle sağlıklı besleneceğim, spora başlıyorum" diye kendine pembe yalanlar söylerken; izleme geçmişin, sepetine ekleyip bıraktığın tatlılar ve sosyal medya akışın sana bıyık altından gülüyor. Algoritma senin gerçekte kim olduğunu, idealindeki "ben"den çok daha iyi biliyor. Sen kendini maraton koşucusu sanıyorsun, o ise senin "en iyi dizi izleme pozisyonunu" arayan biri olduğunu tescillemiş bile.
Peki, yapay zekâ bizi gerçekten bizden daha iyi tanıyor mu?
Verisel olarak evet, tartışmasız. Hangi müzikte hüzünlendiğini, hangi reklama tıklama ihtimalinin yüksek olduğunu, hatta ne zaman depresyona girmeye meyilli olduğunu istatistiksel olarak senden önce tahmin edebilir. Ama o sadece izleri takip ediyor.
O verilerin arkasındaki o karmakarışık, mantıksız ve şahane insani hisleri anlayabilir mi? Hiç sanmıyorum. Yağmurlu bir günde içinin neden sebepsizce burkulduğunu, çocukluğundaki bir kokunun seni nasıl 20 yıl geriye götürdüğünü ya da mantığın "yapma" derken kalbinin neden "atla" dediğini bir kod satırına sığdırmak pek mümkün değil. Yapay zekâ senin ne yapacağını tahmin edebilir ama o an ne hissettiğini asla tam olarak deneyimleyemez.
Yani özetle; dijital ayak izlerimizi bizden iyi takip ettiği kesin. Bize özel reklam çıkarırken adeta bir zihin okuyucu gibi davranmasına da alıştık. Ama varsın bizim mantıksız kararlarımız, ani duygu değişimlerimiz ve "Ben bile kendimi anlamıyorum" dediğimiz o karmaşık anlarımız bize kalsın.
Sonuçta en gelişmiş algoritma bile bir pazar kahvaltısının keyfini ya da içinizi ısıtan bir dost sohbetini taklit edemez... Şimdilik!
Sen ne dersin, seni senden iyi çözen bir algoritmayla karşılaştın mı hiç, yoksa "Beni kimse anlayamaz" diyenlerden misin?
Yapay zekanın bizi ne kadar çözebildiğini tartışırken işin varoluşsal ve ruhsal boyutuna da değindiğimiz

Yorumlar
Yorum Gönder